İzmir, Türkiye'nin üç büyük şehrinden biridir. Şehir Ege kıyı bölgesinin tipik bir örneği olarak kabul edilir. Kuzey kısmında Madra Dağları, güney tarafında Kuşadası Körfezi, batı tarafında Çeşme Yarımadası'nın Tekne Burnu, doğu yönünde ise Aydın, Manisa il sınırları ile çevrilmiş olan İzmir, batıda kendi adıyla anılan körfezle kucaklaşmaktadır. İzmir şehri içinde Ege Bölgesi'nin önemli akarsularından birisi olan Gediz Nehri'nin aşağı bölümü ile Küçük Menderes Nehri bulunmaktadır. Girintili ve çıkıntılı kıyı kesimi bir çok koyun oluşmasına neden olmuştur.Bu koylar ve plajlar turistleri ilgi odağı konumundadır.Gümüldür, Özdere, Foça, Karaburun, Çeşme sahil ve plajları İzmir için büyük bir turistik önem taşır. Diğer taraftan doğal yapısı, bir çok balıkçı barınağının veya yat limanı yerlerinin oluşmasına sebep olmuştur. Bu özellikleriyle İzmir doğal bir turizm ve liman şehrimiz olup ülkemize ekonomik gelir sağlar.
Şehrin kuruluşu: İlk İzmir'i kuranların M.Ö. 3000'de Tunç Çağında yaşamış ve Bayraklı'da yerleşen bir halk olduğu, yapılan kazılar sonucu kesinlik kazanmıştır. Ancak, çok daha eski zamanlarda, örneğin Yontma Taş Devrine dayanan bazı ilkel yerleşmelerin belirtileri de İzmir civarında bulunmaktadır. Çok eski ilkel efsanelere göre, Bayraklı'daki yerleşmeden binlerce yıl önce kurulduğu bildirilen bir şehrin, Tanrıların vahşeti (deprem) sonucu göl haline geldiği tahmin edilmektedir.
Bu şehrin, Yamanlar Dağı'ndaki Karagöl civarında olduğu tahmin edilmektedir. Arkeoloji ve Tarih Bilimlerinin belgelediği kadarıyla ilk İzmir'lilerin kentlerini Bayraklı'da kurdukları bilinmektedir. Bugünkü Bayraklı'nın hemen yanında bulunan Tekel Şarap Fabrikası bağlarının sınırları içindeki 150 dönüm büyüklüğündeki Tepekule isimli höyük (eski ismi Hacı Mutço tepesi), bu günden itibaren 5 bin yıl önce Luwi veya Lelej denilen en eski İzmir vatandaşlarınca kurulan ilk yerleşim yeridir. Sonraları şehir, Milattan Önce 1000'li yıllarda Tepekule, kayalık bir zemine sahipti. İzmir'liler, evlerini bu kayalık yere yapmışlardır. Megaron tipi denilen evlerin alt yarısı taştan, üstü kerpiçtendi. Yer döşemeleri ve duvarları, çok enfes bir harçla sıvanmıştı. 370 metre yükseklikteki Tepekule Uygarlığı, Troya-2 Uygarlığı ile aynı yaşta idi..
|